- 1/22/2019 12:15:49 AM
ABD ve bazı Batılı ülkeler yaptıkları açıklamalarla suç üstü yakalanmışlardır
Bu haber 143 kez okundu

 

Günümüzde uzun süredir, dünya tarihinin çeşitli olaylarını revize etme eğilimi devam etmektedir. Tek tek ülkeler ve bir bütün olarak ülke blokları, diğer devletlerin tarihi geçmişini ve mirasını karalayarak ve böylece günümüzde onların itibarını zayıflatmaya çalışarak, tarihi gerçekleri çarpıtma amaçlı bir politika yürütmektedir. 

 

Tarihin tahrif edilerek kasıtlı bu çarpıtmalar her şeyden önce insanlık düşmanı (misanthropik) emperyalistlere karşı mücadelenin yükünü taşımış olan tüm toplumlara hakarettir. 

 

Tarihin tahrif edilmesine yönelik girişimler, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra ortaya çıkan ve Birleşmiş Milletler Tüzüğü’nde yer alan mevcut dünya düzeninin temellerini sarsmakta olup, İslamofobi (yapılan uluslararası araştırmalarda Batıda toplumun İslamafobi gibi bir endişesi olmadığıda anlaşılmıştır 1)  de dahil olmak üzere neonazi ve yabancı düşmanlığının çeşitli şekillerde yayılması için elverişli bir zemin oluşturmaktadır. 

 

Bir çok Batı ülkesi bu düşmanca projeleri uygulamış, Avrupa vatandaşları üzerindede bir korku imparatorluğu yaratmıştır. Sahte bir güvenlik endişe yaratarak demokrasiden ve hukuk düzeninden uzak bir takım politikalar izlemeye devam edilmektedir. Terör örgütlerine silah satılmasını için para ödeyen bazı Batılı devletler, vatandaşlarının ödedikleri vergileri kendi vatandaşlarının teröristlerce öldürülmesine sebeb olmuşlardır.

 

Meşru devletlerle uluslararası hukuk düzeyinde güvenlik tedbirleri almak yerine, belirli etnik dini ve meshepsel kimlikler üzerinden yaratılan terör örgütlerini silahlandırarak yeni terör örgütleri yaratmış ve terörle teröristle mücadele gibi yanlış bir hukuk dışı yola girmiştir. Bu yanlış, uluslararası hukuka dayanmayan girişimler sonucu milyonlarca insan yaşamını yitirmiş, Ortadoğu'da olduğu gibi  güvenlik sorunu Avrupa vatandaşlarınıda tehdit eder düzeye ulaşmış  ve dünya kamuoyu buna sessiz kalmıştır. 

 

29 ülkenin üye olduğu NATO askeri gücü ve Suriye'de onlarca ülkenin katıldığı söylenen koalisyon gücü Birleşmiş Milletlerde alınacak bir kararla 30 günde bitirilmesi mümkün olan terörle mücadele yıllardır devam etmiştir.   Ortadoğu coğrafyasında süren savaş şartları 20 yıla yayılmış ve dünyada bir çok ülkede terör saldırılarıyla masum insanların yaşamlarını kaybetmesine neden olmuştur. Birleşmiş Milletler yaşananlara etkisiz kalmış, yapılan bir çok uluslararası anlaşma rafa kaldırılmış ve alınan kararlar görmezden gelinmiştir. Avrupa Birliği içinde aynı durum söz konusudur. En önemli husus, Suriye sınırından Türkiye'ye yapılan saldırılara karşı NATO sessiz kalmış ve üyesi olduğu ülkeye bir destek açıklaması da yapmamıştır. 

 

Libya, Irak ve sonrasında Suriye'de başlayan çatışmalar Türkiye sınırlarına sıçramış ve terör saldırıları sonucu  bir çok masum insan yaşamını yitirmiştir. Türkiye'ye sıçrayan bu ateş Avrupaya kadar ilerlemiş ve Avrupada gerçekleşen terör saldırılarında da bir çok masum insan yaşamını yitirmiştir.  Terör örgütlerine silah verilmesi/satılmasını sağlayan bir çok batılı ülkede yaptığı açıklamalarla suçunu itiraf etmiştir.  ABD'li senatör Lindsey Graham Türkiye'de verdiği röportajda 1980 yılından bugüne PKK terör örgütünü çok iyi bildiğini ve terör örgütü YPG'nin terör örgütü PKK'nın devamı olduğunu kamuoyuna açıklamış ve bu konuşmalar haber kanallarında izlenmiştir. Bir çok Batılı ülke terör örgütü YPG'ye silah verilmesi için ABD'ye para ödediğini açıklamış dünya kamuoyuna açıkça suçlarını itiraf etmişlerdir. 

 

Daha doğrusu; yaptıkları açıklamalarla suç üstü yakalanmışlardır. 

 

Yukarıda bahsettiğimiz ülkelerin toprak bütünlüğüne saldıran, bunlar üzerinden haritalar oluşturan ve milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine neden olan, terör örgütlerine silah veren veya silah verilmesi için para ödeyen ülkelerin ''Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi''nde yargılanmasına gerekçe olan çok açık gerçek konulardır. Tarih bunları tek tek kayda geçmektedir.

 

Devam etmekte olan “Türkiye düşmanlığı” kampanyasının bir parçası olarak ülkemiz,  yaklaşık 30 yıldır terörle mücadele eden Tükiye'nin terörle mücadelesi, terörle mücadele eden ülkemiz suçlulardan biri olarak gösterilmeye çalışılmakta,  bir devletin terörle mücadelesi, toprak bütünlüğünü koruması  bir “suç unsuru” olduğu, on binlerce vatandaşımızı katletmiş terör örgütlerini siyasi bir parti gibi gösterme fikri bir çok Batılı ülke tarafından dünyaya empoze edilmeye devam etmektedir. 


Kendi görüş ve iradesini, demokrasi (Dünyada ve Batı ülkelerinde bile toplumda kabul görmediği/görmesi mümkün olmayan) modelini ve diğer manevi değerleri başka ülkelere empoze etmenin yanı sıra, her ne pahasına olursa olsun küresel hâkimiyet elde etme girişimleri trajik sonuçlara yol açabilir. Türkiye sıçrayan ateşin, Batılı ülkelerede sıçramasının mümkün olacağı bir gerçektir, bir örneği mültecilerdir. Milyonlarca insan Türkiye ve Batı ülkelerine sığınmak zorunda kalması bir işarettir.  

 

Türkiye'nin sınırlarını tehdit eden terör örgütlerine yönelik ''Fırat Kalkanı'' ve ''Zeytindalı Harekatı'' düzenlenmiştir. Dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olan Türkiye bu yanlış yoldan dönün mesajını dünyaya en anlamlı ve sert bir şekilde vermiştir. Dün komşumuz Irak ve Suriye üzerinde oynanan oyunlar, bu gün İran ve Türkiye üzerinden oynanmak istenmektedir. 

 

Kurtuluş savaşında ülkemize destek veren ve sanayileşmemizde büyük katkısı olan , bugünde bir çok yeni projeyle ülkemize ciddi katkıları olan deniz komşumuz Rusya,  Astana görüşmeleri ve ülke devlet başkanları düzeyinde yapılan toplantılarda Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunurken, diğer taraftan Türkiye'nin 30 yıldır mücadele ettiği terör örgütü PKK/YPG'ye halen terör örgütü diyememeside bizleri derinden yaralamakta ve bu bakış açısı düşünceye sevk etmektedir. Bölgede belirli etnik kimlikleri korumak diğer etnik kimlikleri (Türkmenler, Araplar ve diğerleri)  yok saymak çok akılcı olmadığı gibi ileride oluşabilecek ciddi sosyolojik sorunlarında yaşanabileceği iyi düşünülmelidir.

 

Ortak sorunumuz olan küresel güçlerle mücadeleyi birlik beraberlik içinde, güçlerimizi birleştirerek ve gerçekleri görerek verebiliriz. Deniz komşumuz Rusya'nın da emperyalist güçler tarafından dünya kamuoyuna yanlış tanıtılmasını ciddiyetle takip ediyor ve gerekli olduğunda emperyalist düşünceye  karşı komşumuz Rusya'yı da savunuyoruz. İmparatorluk tarihi olan Türkiye ve Rusya gibi iki güçlü ülke, İran, Suriye ve Irak'la güçlerini birleştirerek, ortak bir akılla  emparyal güçlere en güçlü cevabın bu şekilde verilmesinin mümkün olduğunu iyi değerlendirmeli ve düşünmelidir. 

 

Türkiye, Irak, Suriye, İran ve Rusya dahil bölge ülkeleri ile samimi bir işbirliği yaparak, yaklaşmakta olan tehditleri engelleyebilecek girişimleri yapabilir ve bu güçtedir. 

 

Bunun dışında  jeopolitik hedefleri uğruna kışkırtıcı, saldırgan politikalarını sürdürmeye devam eden batılı ülkeler ve yöneticileri, şık kıyafetlerle kameraların karşına geçerek yapılan toplantılar sonrası (doğabilecek sorunları tarihte yaşamamış olmaları halde) fantastik açıklamalar veya twitter paylaşımlarının hiç bir sonuca varamıyacağıda bilinmeli ve iyi anlaşılmalıdır.  

 

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve milletinin geçmişi ve gücü tarihte olduğu gibi bu günde bilinmektedir. Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşında, Kutul Amare gibi mücadelelerlede ki aynı ruh, bugünde devam etmektedir. Asker bir millet olan Türkler, topraklarına yönelik bir saldırıya karşı Vatan müdafası için yapılacak bir çağrıya 40 milyon Türk vatandaşının bizde varız diyeceği tarihte olduğu gibi bugünde gerçekleşecek Türkiye ve komşu ülkelere bir operasyon yapılmasına izin vermeyeceği iyi bilinmelidir.  

 

Bugün bizim, tüm insanlığın, barışın, istikrar ve güvenliğin ortak çıkarları için eşitlik ve saygınlık içinde Türkiye ve komşu ülkelerle  ile iyi ilişkiler  kurmak yerine, jeopolitik hedefleri uğruna kışkırtıcı, saldırgan politikalarını sürdürmeye  devam eden ABD ve bir dizi Batı ülkesine aktarmaya çalıştığımız şey budur.  

 

Tüm insanlığın, barışın, istikrar ve güvenliğin ortak çıkarları için huzurlu eşit ve saygın bir dünya umuduyla...

 

 


Kaynak: 1)  www.pewforum.org